Marmaris

Akdeniz'in Türkiye ile Yunanistan arasında kalan kısmı Ege Denizi'dir.İki komşu böyle anarlar Akdenizin aralarında kalan bu bölümünü. Ege Denizi Çanakkale ve İstanbul Boğazları ile Karadenize bağlanır. Ege Denizi Akdenizin neresinde başlar yada biter sorusunun cevabı Marmaristir.

Marmarisinde üzerinde bulunduğu ince uzun yarımada Ege ve Akdenizi birbirinden ayırır.Zengin tarihi, güzel doğası ve coğrafi konumuyla her zaman Akdeniz uygarlığının önemli bir parçası oldu. Ege ile Akdeniz arasında kalan Marmaris ve çevresi çok sayıda limana ve kente ev sahipliği yapıyordu. Günümüzde artık her rüzgarda sığınacak bir liman gerekmiyor kocaman gemilere. Eski ticaret gemilerinin yerini rengarenk yelkenleriyle modern marinaları süsleyen yatlar, konforlu yolcu gemileri aldı. Havaalanına uçakların biri iniyor biri kalkıyor. Birçok Ülkeden, farklı uluslardan onbinlerce insan tatil için geliyor.

Kapını önünden denize girilen kent. Küçük ve sevimli pansiyonlardan büyük tatil köyleri ve 5 yıldızlı otellere kadar konaklama seçenekleri; Çin, Fransız, Hint, İtalyan, mutfaklarından geleneksel türk mutfağına uzanan geniş bir yelpazede lokantalar, Akdenizin kıyılarındanyüksek dağlarına kadar hızla değişen iklimin sunduğu doğal otlarla denizin sunduğu ürünlerin karıştığı bir lezzet yarışı ile büyük bir turizm merkezi.

Çevre düzenlemeleri ve arıtma sistemleri sayesinde kentin içinden, otellerin önünden başlayarak ıssız ve sessiz koylarına kadar her yerinden denize girilebilen tatil beldesi.Kapının önünden denize girilen bir kent. İnce kumlu uzun plajlar, küçücük koylar, adacıklar, denizin ve rüzgarın tuhaf şekiller verdiği kayalıklar. ve yılın üçyüz günü parlak bir güneş, mavi bir deniz!

Marmaris Türkiye’nin en Marmaris popüler tatil merkezlerinden birisidir. Özel araçla gidiyorsanız çamlar arasından Marmaris’e doğru inen yolda "İşte Marmaris" yazılı tabelayı görünce bir mola verip kenti kuşbakışı seyredebilirsiniz. Son 15 yılda çok hızlı bir yapılaşma yaşandı ama yine de güzel görünür kent, bu noktadan.

Marmaris yaz aylarında 100.00’i bulan şehir içi nüfusuyla artık devasa bir tatil şehri durumundadır. Otellerin yatak kapasitesi 60,000’i aşmıştır. Her bütçeye uygun otel bulmak mümkündür. Yüzlerce lokanta, cafe, eğlence yeri açılmıştır.

Çoğu eski Marmaris evlerinin restorasyonuyla dönüştürülmüştür bugünkü işlevlerine. Yüksek duvarlarla çevrili eğlence kompleksleri de açılmıştır bu bölgede son yıllarda. Eğlence sabahın ilk ışıklarına kadar sürer. Rıhtım boyunca sıralanan bar ve lokantalar ise günbatımı öncesinde dolmaya başlar. Rıhtıma paralel ve dik inen sokaklar Marmaris’in gece yaşamının en renkli noktasını oluştururlar. Müziğin ve eğlencenin her türü vardır.

Eski kent devasa bir alışveriş merkezi gibidir. Araç trafiğine kapalı, üstü tentelerle örtülü sokaklara sıralanmış dükkanlar ve tezgahlar çok renkli bir görüntü oluştururlar. Alışveriş niyetiniz olmasa bile, bu sokaklarda dolaşmaktan keyif alacaksınız.


Bodrum

Homeros'un 'Ebedi mavilikler ülkesi' dediği ve bir diğer Bodrumlu Cevat Şakir'in de 'başka yerde olup nur içinde yatılacağına burada nur içinde yaşanır' demesi boşuna değildir. Tarih boyunca, önceki adıyla Halikarnassos, sonra da Bodrum, paylaşılamayan ve uğrunda hep mücadele edilen bir yer olmuştur.

Bodrum, doğu ve batı limanlarının birleşmesinden meydana gelen yarımada üzerinde yükselen kalesi ve iki limanın kıyılarına dizilmiş bembeyaz evleri, gümbetleri ve denize inen daracık sokakları şöhreti dünyaya yayılmış yatları, tersaneleri ile ünlü bir yöredir.

Bugün Bodrum, bir tatil yöresinden beklenen tüm unsurları bünyesinde toplamış, yaz-kış yaşanabilecek önemli bir turizm merkezidir. Dünyanın dört bir yanından gelen zengin yatçılardan kısıtlı bütçesiyle bir pansiyonda uzun yaz tatili geçirebilen gelir gruplarına kadar tüm kesimlerin beklentisini karşılayacak donanıma sahiptir.

Bodrum Türkiye’de ziyaretçi potansiyeli en yüksek olan tatil beldelerinden bir tanesidir. Yaz aylarında burayı ziyaret eden gerek yabancı gerek yerli turist sayısı ile nüfusunu bir anda artar. Ancak Bodrum sadece yaz aylarında ziyaret edilebilecek bir yer değil. Özellikle bahar aylarında bir çok insanın tercih edeceği bir yer olan Bodrum eylül ekim aylarında zefiriye adı verilen rüzgarın serin esintisi eşliğinde ne sıcaktan bunaltan ne de soğuktan üşüten bir iklime sahiptir.

Bodrum her tarza hitap ediyor olmasıyla bu kadar meşhur bir bölge olduğunu söylemek yanlış olmaz! Lüks otellerde konaklayabilir, minderlerin üzerinde güneşlenebilir, maviye olan hayranlığınız Bodrum’da tepelerinden görünen deniz ve gökyüzü uyumuyla daha da artabilir, su altı dünyasının en bilinmezini keşfedebilir, tarih kalıntılar müzeler, alışveriş, gece eğlenceleri, ya da palmiyeler arsında uzun yürüyüşler yapabilir, köy yaşantısı içinde huzur bulabilir, güneşin batışını seyrederken hayata bir kere daha sımsıkı sarılabilirsiniz.

Bodrum Kalesi: Bodrum’u Bodrum yapan bir çok özelliklerden bir tanesi de, her yerden görülen kalesidir. Surların heybetli duruşlarının haricinde içini gezme fırsatını da kaçırmayın!

Bodrum Kalesi, 15 yüzyıldan bu ana dimdik ayakta kalan yapılan bir tanesidir. Yıllara, farklı kültürlere, savaşlara tanıklık etmesi duruşuna ayrı bir özellik katmaktadır. St. Jean şövalyeleri tarafından yaptırılan kale, içi içe 3 surdan ve 5 kuleden oluşuyor. Şövalyeler zamanında içinde bulunan kilse 1525 yılında camiye çevrilmiş, 1895 yılında ise içine bir hamam eklenerek bugünkü halini alıyor.

Su Altı Arkeoloji Müzesi: Bodrum berrak denizi ve keşfedilen keşfedilmeyi bekleyen su altı yaşamıyla alternatif sporlardan hoşlanan insanlar için önemli bir merkezdir. Ancak burada ki su altı dünyası sadece balıkların ve canlıların yaşamalarıyla bitmiyor. Suyun altında yatan tarih Bodrum’da su yüzüne çıkıyor. Bodrum Kalesinin içinde yer alan bu müze 1964 yılında açılmış Dünyanın ve Türkiye’nin ilk ve tek, su altı müzesi olan bu müze Bu müzede şüphesiz en çok ilgi çeken ise; üç ayrı batık gemi sergilenen bölümdür.

Mozole: Dünyanın 7 harikalarından biri olan Mozole, Bodrum’da bulunuyor. Daha doğrusu, bulunuyordu demek daha doğru olur! 1303 yılında bir depremle yıkılan bu yapının M.S 12 yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir.. Bugüne kadar sadece tarihçi Plinius'un anlatılarından yola çıkılarak çizilen bir resmi bulunmaktadır. Basamaklı bir piramit görünümümde olan bu harikanın tepesinde zafer arabaları bulunuyordu.

Antik Tiyatro: Antik Tiyatro özellikle yaz aylarında içinde düzenlenen çeşitli organizasyonlarla adından oldukça söz ettiren bir yerdir. Göktepe yamaçlarında buluna tiyatroda bir yanda mükemmel bir manzara, bir yanda M.Ö. yılardan kalma bir yapının içinde bulunmanın vermiş olduğu farklı duygularla keyfinize keyif katacak olan bir yerdir. Yaklaşık 4.000 kişilik kapasiteli olan Bodrum Tiyatrosu’nda devam edilen kazı çalışmalarında en son çeşitli yolar ve odalar bulunmuştur.


Fethiye

Fethiye Mendos dağının eteklerinde adını verdiği körfezin çevresine yerleşmiş şirin bir Akdeniz şehridir. 3. jeolojik zamanda meydana gelen çökme ve yükselmelerle oluşan yüksek sıra dağlar ve dağların eteklerindeki yüzlerce koy ve tüm Fethiye sahil şeridinde birbiriyle kucaklaşmış gibidir.

Toros'ların güneybatı ucunu oluşturan ve yükseklikleri 2000m. yi geçen bu sıra dağlar ( ki antik çağda bunlara Kragos ve Antikragos adi verilirdi) İç tarafa hiç geçit vermeksizin denize paralel olarak devam eder. Akdeniz iklimine has ılık ve güneşli bir kış gününde kordondaki çay bahçelerinden birinde çayınızı yudumlarken, etekleri çam ormanlarıyla bezeli başı dumanlı bu dağlar, doruklarındaki karla size bir kez daha cennete hoş geldiniz diyecektir. Kurak, uzun ve sıcak yazlar, yağışlı, ilik ve kısa kışlar Fethiye’nin iklim özelikleridir. Yaz ayları 30-40 derece olan sıcaklık, kışın genellikle 10 derecenin üzerindedir. Hiçbir mevsiminde 16 derecenin altına düşmeyen turkuvaz renkli bu sularda yılın dokuz ayında denize girilebileceği düşünülürse, Fethiye’de yaz ve bahar olmak üzere sadece iki mevsimin sürdüğünü söylemek pek yanlış olmayacaktır.

Yörede hüküm süren iklim özelikleri nedeniyle bölgede akçam, karaçam ve kızılçamdan oluşan çam ormanları büyük yer kaplamaktadır. Zeytin, Defne, Mersin, Çınar, Kavak, Akasya gibi ağaçlar bu zengin bitki örtüsünün sayabileceğimiz diğer ağaç türlerindendir. Ayrıca ilaç ve kozmetik sanayicinde önemli bir kullanım alanı olan sığla yağının elde edildiği Günlük Ağacı (Liquidamber Oriantatis) dünyada eşine az rastlanır ağaç türleri arasındadır.Yaklaşık 10 milyon yıldır, neslini devam ettiren, buzul çağları öncesinden bugüne gelebilen bu bitki dünya üzerinde sadece Fethiye ve Köyceğiz yöresi ile California’nin küçük bir bölgesinde yetişmektedir.

Paragliding: Yamaç Paraşütü: 1975 mt yüksekliğindeki Babadağ’dan Ölüdeniz’in muhteşem görselliği eşliğinde deneyimli bir pilotla birlikte tandem atlayışınız 30 – 40 dakikalık bir uçuştan sonra Belcekız Plajının beyaz kumları üzerine yumuşak bir inişle tamamlanıyor. Otelinizden havalanacağınız piste, 45 dakika kadar süren bir jeep yolculuğu ile ulaşıyorsunuz. Paraşütünüzü taktıktan sonra yapmanız gereken; pilotunuzla birlikte birkaç adım koşmak ve kendinizi mavi gökyüzüne bırakmak. Artık rahatlayın ve gökyüzünde özgürlüğü fotoğraflayın. Adrenalin ve mavi özgürlük. Siz de yaşayabilirsiniz... . Diving: Sualtı dalışı: Denizdeki yaşam, balıklar, ahtapotlar, kabuklular, yunuslar, mercanlar ve değişik türlerde bitki ve diğer canlılardan oluşan renkli bir çeşitliliğe sahip. Fethiye’deki dalış acentalarının organize ettiği günübirlik ve haftalık turlara katılarak deneyim kazanabilir ve usta eğitmenlerden sertifika kursları alabilirsiniz. Sağlık sorunu olmayan herkesin bir dalgıç rehber – balıkadam eşliğinde kolayca yapabileceği bu spor, ilk denemenizden sonra vazgeçemeyeceğiniz bir tutkuya dönüşecek...


Dalyan

Hem denizi hem de gölle bütünleşmiş bir doğa harikası Dalyan. Adını doğal kanallar üzerinde yüzyıllardır yapılan dalyan balıkçılığından alan Dalyan Kaunos antik kentinin yanı sıra soyu tükenmekte olan Caretta Caretta kaplumbağalarının rastlandığı son kumsallardan biri doğal İztuzu kumsallarıyla da bir cennet. Dalyan deniz kenarında değil ama hem denizi hem de gölleri var… Labirenti andıran kanallarda doyumsuz tekne gezileri de doğayla baş başa koylarda deniz keyfi de Dalyan’da… Mavi yengeçlerin sığınağı da olan Dalyan deltası kuş gözlemcilerinin de en favori alanlarından biri. Soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan karabatak küçük karabatak Macar ördeği sakarmeke sukuşu denizkuşu gibi altında olan pek çok kuşu burada görebilirsiniz.

Delikli Ada: Dalyan’ın Akdeniz’le buluşma yerindeki “Delikli Ada” da mutlaka görülecek yerler arasında. Adını ortasındaki delikten almış. Üzerinde deniz fenerleri olan adanın koylarında kanala giremeyen yatlar demirliyor. Ada Dalyan’a dalgakıran bekçilik görevi yapıyor.

İztuzu Plajı Bir tarafı tatlısu diğeri Akdeniz olan İztuzu kumsalının bir benzeri yok. Dağlardan başlayıp Dalyan Deltası’nın ağzını kapatan plajın kumları altın rengi ve incecik. Deniz ise kristal berraklığında. Dalyan’a 12 km. uzaklıktaki İztuzu Plajı Köyceğiz Gölü’nü denize bağlayan kanalın ağzından başlayarak 5400 metre boyunca uzanıyor. Sahilde soyunma kabinleri dışında hiçbir yapılaşmaya izin verilmiyor. Kaplumbağaları rahatsız etmemek için hava karardıktan sonra sahile inmek yasak. Ayrıca yumurtalara zarar verilmemesi için kumsala köpek gibi hayvanları getirilmesine ve işaretli yerlere şemsiye saplanmasına izin verilmiyor.İztuzu Plajı’na 2 şekilde gidiliyor. Birincisi Dalyan rıhtımından kalkan dolmuş tekneleri. Sazlıklar arasındaki kanallardan yolculuk 30-40 dakika sürüyor. Diğer yol ise minibüsler. Dalyan Postanesi yanından kalkan minibüslerle yolculuk 15-20 dakika sürüyor. Sulungur Gölü’nü dolaşıp çam ormanları arasında yapılan bu yolculuk da bir başka güzel. Ayrıca Nil kaplumbağaları da Dalyan kanallarının sürekli konuklarından…

Caretta Caretta Caretta Caretta deniz kaplumbağalarını Fransa İtalya ve bazı Uzakdoğu ülkelerinde lüks yiyecek olarak tüketilmesinin yol açtığı aşırı avlanma ve balık ağlarına takılarak ölmeleri neslini tükenme tehlikesi ile karşı karşıya bırakmış.

İztuzu Plajı da bu nedenle koruma altında. Boyları 15 metreyi ağırlıkları 150 kiloyu bulabilen Caretta Carettalar tüm dünya denizlerini dolaşıyor. Genellikle yosun yiyerek beslenen Caretta Carettalar normalde 2-3 yılda bir yumurta yapıyor. İşin ilginç yanı ergin dişiler oritasyon adı verilen bir içgüdüyle yumurtalarını kendisinin dünyaya geldiği kumsala bırakıyor.

Yumurtlama da oldukça ilginç. Ana kaplumbağa kumsalda arka ayaklarını kullanarak çeşitli çukurlar açıyor. (Belki yumurtaların hangi çukurda olduğunun belli olmaması için belki de nem oranını kontrol ederek en uygun yeri seçiyor) Yumurtlama süresi saatlerce sürüyor ve bu sırada anne kaplumbağa çok zorlandığı için sürekli gözyaşı döküyor. Bırakılan bu yumurtaların pek çok doğal düşmanı var. En önemlisi tilkiler. Koklayarak yumurtaları bulan tilkiler bu değerli yumurtaları yok ediyor. Yumurtadan çıkan yavruların bazıları denize ulaşamadan yolunu şaşırıp susuzluktan ölüyor. Denize ulaşabilenlerin büyük bölümü de yengeçlere kuşlara ve balıklara yem oluyor. Uzmanlar her yüz yumurtadan 1-2'sinin yaşamasının bu hayvanın neslini sürdürmesini sağlayacağını söylüyorlar.

Çamur Kaplıcası Dalyan’a gelenlerin en önemli uğrak noktalarından biri de çamur banyoları. Geçmişte 40 kaynak varken zaman içinde birçoğu kaybolmuş ve günümüze 4 aktif kaynak gelebilmiş. ‘Gelgirme’ ‘Ali Rıza Çavuş Girmesi’ ‘Delibey Girmesi’ ve ‘Sultaniye Kaplıcası’ özellikle yaz aylarında ziyaretçi akınına uğruyor. Bunlar içinde Ali Rıza Çavuş Girmesi’ne ücret karşılığında girilebiliyor. Duş kafe dinlenme tuvalet gibi üniteler bulunan tesiste iki de havuz yer alıyor. Çamur havuzlarından alınarak vücudun her yerine sürülen çamurun bilimsel açıdan hiçbir faydası olmadığını ancak cilde sürülen çamurun fiziksel değişiklik ve animasyon yarattığı söyleniyor. Birbirlerinin çamurlu halini gören turistler şakalaşıyor ve bol bol fotoğraf çekiyorlar. Bölge de bu sayede eğlenceli bir aktivite kazanmış oluyor.

Coğrafi ismi Ali Rıza Çavuş Girmesi olan ikinci havuz ise 38-39 derece sıcaklıkta saniyede 12 litrelik sirkülasyonu olan bir sülfür kaplıcası yani kükürtlü kaplıca. Romatizma siyatik kireçlenme gibi rahasızlıklara iyi geldiği söylenenen kaplıcaya 40-45 dakika olmak üzere günde üç kür olarak giriliyor ve bu bir hafta sürüyor.

Günlük Tur Dalyan’da düzenlenen tekne turları günlük tur ve deniz turu olarak ikiye ayrılmış durumda. Günlük turlar sabah 10.30'da başlıyor. Turun ilk durağı çamur banyosu. Daha sonra tekneyle Köyceğiz Gölü’ne gidiliyor. Sazlıkların arasından geçerek göle ulaşıyorsunuz. Dileyen gölde yüzüyor. Akşamüstü günlük tur yolculuğu bitiyor.

Deniz Turu Deniz Turu’nda açık denize doğru yol alıyorsunuz. Dalyan Deltası’nın denizle birleştiği noktada İztuzu plajının karşısinda bulunan Delkli Ada’dan başlayan turda sırasıyla Delikli Burun Bakardi ve Aşık koylarına gidiliyor. Dalyan’ın doğu sahillerinde bulunan Bacardi ve Aşı koyları dinlenmek için mükemmel yerler. Burada gözlerden uzak el değmemiş doğada doyasıya yüzebilirsiniz. Özellikle mehtaplı gecelerde düzenlenen bu turda bol bol eğlence var. Müzik eşliğinde akşam yemeği teknede yeniyor. Gölde yapılan bu turda isterseniz yüzebiliyorsunuz da. Mavi Yolculuk rotalarının uğrak yerlerinden Ekincik Koyu da adeta bir cennet… Ekincik Koyu’nun çevresindeki Karaçay ve Semisçe koylarında da sessizliğin içinde yüzmenin keyfini çıkarın.

12 Ada Turu Dünyanın bir başka cennet köşesi 12 Adalar Dalyan’a yarım saat uzaklıkta. Burada katılacağınız tekne turunda yeşilin ve mavinin her tonuyla karşılaşacaksınız. Çevrede daha pek çok etkinlik mevcut. Olta balıkçılığı bisiklet yürüyüş kuş gözleme resim yapmak fotoğrafçılık gibi hobileriniz varsa Dalyan’da hoşça vakit geçirebilirsiniz. Dağlardan ormanlardan hoşlanıyorsanız jip safarilerin her türlüsü sizi bekliyor.

Sultaniye Kaplıcaları Köyceğiz Gölünün batı sahilinde ve Ölemez Dağı’nın eteklerinde yer alan Sultaniye Kaplıcaları Köyceğiz’e 20 km. Dalyan köyüne 4 km. uzaklıkta. Türkiye’nin en yüksek (98.3) radyoaktif kaplıcası olan Sultaniye Kaplıcası Endonezya’daki kaplıcadan sonra ikinci sırada yer alıyor. Ilıca suyu bel ağrısı romatizma siyatik nefrit lumbago nevtalfi ruhi yorgunluklar cilt ve kadın hastalıkları tedavisinde etkili olduğu söyleniyor. Ilıca suyu kalsiyum klorür kalsiyum sülfat kalsiyum sülfürür ve radon içeriyor. 39 derece sıcaklıktaki şifalı sudan yararlanabilmek için 21 günlük tedavi süresince ilk girişte 10 dakikadan başlamak üzere günde iki kez banyo almak gerekiyor. Yörede Sultaniye’nin şifa bulan hastalar öyküsünü bol bol dinleyeceksiniz. İnanıp inanmamak size kalmış.
 
 

Marmaris - Yatağan - Milas - Bodrum

Marmaris - Dalaman - Göcek - Fethiye

Marmaris - Muğla

Marmaris - Ortaca


Telefon (Bodrum) : 0 (252) 313 08 35

Telefon (Marmaris) : 0 (252) 413 55 42-43

Faks : 0 (252) 413 03 85

E-mail: info@marmariscoop.com